29 Haziran 2009 Pazartesi

Parayı Çekin...

3 haftadır konumuz para oldu: Para bilincimiz, değiştirmemiz gereken kodlarımız ve geliştirmemiz gereken konular, halihazırdaki parasal durumumuz, parayla ilgili hedeflerimiz ve bunları gerçekleştirirken dikkat etmemiz gereken hususlar derken para yolculuğumuzun sonuna geldik.. Bugün tüm yazdıklarımı şöyle bir toparlamak ve konuya kuşbakışı bakmak istiyorum:
Para için yaptığımız çalışmalarda aslolan parayla ilişkimizi eksiklik, yokluk, zorluk seviyesinden varlık, bolluk, kolaylık seviyesine getirmektir. Yoksulluk, para ya da maddi olarak ölçtüğümüz diğer şeylerin yok olması demek değildir. Yoksulluk zihinimizin bir durumu... Aynı şekilde refah da paramızın, arabamızın, yatımızın – katımızın olması anlamına gelmiyor. Refah da zihnnimizin bir durumu.. Başarı ve bolluk bilinçli seçimlerle, inançlarla ve bilincin programlanmasıyla gelir. İnançlarımız, duygu ve düşüncelerimiz parayı ve bolluğu hayatımıza çekmede önemli rol oynar. Neye inanıyorsak, neyi düşünüyorsak onu çekeriz ve bu inanç ya da düşünceyi değiştirene kadar da aynı şeyi çekmeye devam ederiz.
Esas olan bilinç seviyemizde varlıklı, sağlıklı, mutlu olmaktır. Yoksa kurban olmaktan kurtulamayız: Bir iş kurmaya kalkarız; bir seferinde kriz çıkar, birinde eşimizden ayrılırız, öbür sefer Amerika’da rüzgar eser.. Dış faktörleri bir yana bırakıp içimize baksak? Bilinçaltımızda başarısızlık korkusu mu var, özgüvenimiz mi yok, yoksa başarıyı haketmiyor muyuz? Kurban rolü çok kolay, üstelik bir de kendimiz gibi diğer kurbanlar da yanımızdadır, birbirimizin hikayelerini dinler iyice birbirimizi doldururuz, ah bu kahpe felek yok mudur ve de kesin Tanrı bizi görmüyordur..
“Olmayana odaklanmak”, sadece parasal anlamda değil, hayatımızın her alanında enerjileri bloke eden, akışı engelleyen bir eylem.. Şimdi size bir sayı dizisi versem, desem ki: 1 kuruş, 5 kuruş, 10 kuruş, 25 kuruş, 1 lira, 5 lira, 10 lira, 50 lira, 100 lira.. Büyük olasılıkla 50 kuruş ve 20 lira nerde diye tepki vereceksiniz. Çünkü zihniniz otomatik olarak olmayanı arayacak. İşte çoğumuz hayatımızda benzer şekilde davranıyoruz, hayatımızın büyük bir bölümü, hayatımızda olmayan ya da eksik olan her ne ise ona odaklanarak geçiyor. Bunun yerine öncelikle elinizdekilere bakın ve bir şükran listesi yapın. Siz aslında zaten zenginsiniz: Eviniz, işiniz ya da sağlam 1 çift ayakkabınız var. Sağlıkla ve huzurla kullandığınız sürece bunlar sizi mutlu eder; o yüzden sahip olduklarınızın tümünün bir bütünün parçaları olduğunun bilinciyle teşekkürünüzü ifade edin.
Yokluğa ya da zorluğa odaklanmaktan daha da kötüsü bunları bir de negatif hislerle beslemektir. Korku, şüphe, umutsuzluk, kıskançlık hissettikçe yoksunluğu daha çok çekeceğinizden emin olabilirsiniz. Hislerinizin negatife döndüğünü farkettiğiniz anda dikkatinizi sizi mutlu edecek başka birşeye yönlendirin. Aldığınız her nefesin ve attığınız her adımın zenginlikle dolu olduğunu bilin: Yeterli paranız olmadığı için tasalandığınız her an dikkatinizi hayatın güzelliklerine verin. Bu belki banka hesabınıza para yatırmaz ama paranın ötesindeki zenginliği görürsünüz. Hergün söyleyeceğiniz olumlama cümleleri de inanın çok işe yarayacaktır: “Bütün ihtiyaçlarımı rahatlıkla karşılayacağım kaynaklara sahibim ve bunları kullanıyorum.”
Bir arkadaşınıza kötü davrandığınızı, kötü sözler söylediğinizi düşünün. Bir daha sizi görmek ister mi? Parayı sevin ve hakettiği şekilde iyi davranın... Tasarruf planları yapın ve günde 1 lira bile olsa bir kenara para koyun ve harcamayın. Bu “paraya sahip olma” hissini ve düşüncesini sağlar. Hayatınıza değer katmayacak şeyler için para harcamayın. Paranızın sorumluluğunu alın, organize ve düzenli olun.
En kötüsünün olacağını beklemek ya da inanmak da parasal durumunuz üzerinde yıkıcı etkiye sahiptir. Bunun yerine dikkatinizi ve enerijinizi bolluğa vermeye ne dersiniz? Bolluk ne demektir: Sağlık, mutlu bir ilişki, tatmin edici bir iş, bütünün hayrına katkı, sabah yağmuru, gökkuşağı, doğa.. Ve tabii güzel bir araba, konforlu bir ev, şık elbiseler de.. Gerçek bolluk ve refah bunların tümüdür. Sizi çevreleyen, zengin hissettiren şeylere bakın: İster saksılar dolusu çiçeğiniz, ister sevdiğiniz çay fincanlarınız olsun olsun, eviniz zenginliğinizi ve hayatınızdaki güzellikleri yansıtsın. Dolabınızdaki sevdiğiniz bir içecek ya da yiyecekle evinizde hissettiğiniz bolluğu ve bereketi kutlayın. Küçük şeylerin büyük etkiler yaratacağını hatırlayın. :)
Cömert olun: Bolluk ve bereketi çeken belki de en önemli şey varolanı paylaşmaktır. Gönlünüz zengin değilse varlığınız çok da bişey ifade etmez. Mümkün olduğunca zamanınızı ve paranızı paylaşın. Başkalarına size yaptıkları bir davranıştan dolayı, ihtiyaçlarından dolayı ya da bir sebep aramaksızın sırf varlıklarından dolayı ve de evrendeki alma – verme dengesi adına bişeyler vermeyi daima hatırlayın. Okullar açılınca bir çocuğun masraflarına katkıda bulunun, önlüğünü alın, bir arkadaşınıza kitap hediye edin nedensiz, komşunuza sevdiği yemekten pişirince bir kap verin, kendinize alırken annenize de 1 çift çorap alın.. Tüm bunlarla evrene şu mesajı veriyorsunuz aslında: “Sahip olduklarım için teşekkür ederim.” Ve inanın gönülden, hesapsız kitapsız verdikleriniz size çoğalarak geri döner, vermek almanın kapısını açar.
Hayal ettiğinizden daha fazlasının mümkün olduğuna inanın. Kendinizi sınırlamayın, evren size sınırsız alternatifler sunar, yeter ki isteyin. İstediğiniz şeyin size doğru gelmekte olduğunu bilin: İstediğiniz para / ev / araba / mücevher her ne ise size doğru ilerlediklerini söyleyin. Hayalinize ulaşmak için attığınız her adımı yazın. Sahip olmadıklarınıza odaklanarak sahip olduklarınızı görmezden gelmeyin.
Zihninizde zengin ve bolluk içinde olduğunuza dair bir imaj bulundurun. İstediğiniz kadar paranız olsa nasıl düşünür, hisseder ya da davranırdınız: Mutlu, bolluk içinde, şükran dolu, neşeli.. İşte tam da böyle davranın, hissedin.. Bu aslında sizin gerçekliğiniz ve aslında gerçek siz olan bu imaja inanın.. Hayatınızı istediğiniz gibi değiştirmeye gücünüz var, kullanın..
Ve daima hatırlayın; bolluk ve zenginlik içinde yaşamayı hakediyorsunuz ve buna layıksınız..
Sevgimle kucaklarım... :)

6 yorum:

Cikolata Agaci dedi ki...

Yararlı,Öğretici ve kesinlikle Aydınlatıcı bir yazı!"İyi ki"lerin "keşke"lerden daha bol olmasının önemini bir kez daha anladım..İyi ki bu bloğu izlemeye almışım (:

owl dedi ki...

Nasıl güzel bir yazı, yaptığım hatalar tek tek belli oldu benim. Nasılda inatla olmayana odaklanıyor insan beyni anlamıyorum.

Mehtap Pasin Gualano dedi ki...

bu sabah seni okumak icin acmisim bilgisayarimi.. Birgun hayatimda degistirdiklerinin listesini yapacagim sana, sen bile sasiracaksin..

Çiğdem Atabey dedi ki...

sevgili Çikolata Ağacı, "iyi ki" varsınız, yazdıklarımın birilerine ulaşıyor olduğunu görmek bana acayip bir zenginlik hissi veriyor; teşekkürler..

Sevgili Owl, madem hatalarınızı buldunuz, bunların yerine yeni düşünce ve davranış şekilleri koymaya ne dersiniz? İnanın işe yarıyor..

Mehtapcım güzel arkadaşım, paylaşmak,paylaşarak çoğalmak, çoğaldıkça zengin hissetmek bu işte; harikasın.. Ödevini cumartesi göndermediğin gözümden kaçtı sanma; 1 parça çikolata yedim de sorgulayamıyorum şimdi seni :)) öperim..

Kamile dedi ki...

Pozitif enerji işte buna derim ben. İnanılmaz güzel bir anlatım ve harika bir konuydu, farklı konularla devamını yürekten diliyorum. Normalde insanların tavsiyeler içeren öğretilerine biraz nötr davranırım, zor kabullenirim önerileri, okur araştırır, ben bilir söylerim derim. Eğitimci olmanın verdiği dezavantaj. Ama sizin yazılarınız dünyaya bakışınız beni inanılmaz mutlu ediyor. Yazılarınızdaki tavsiyeleri X bir insan değil de bana sanki ablam, arkadaşım, dostum anlatıyor. O kadar kalpten yazıyorsunuz ki. Tüm içtenliğimle teşekkürler, bu yazı için diğer tüm güzel yazılar ve dilekleriniz için. Bende çok inanıyorum, bir gün bir yerde karşılaşacağız...Sevgimle bende sizi kucaklarım.

Çiğdem Atabey dedi ki...

Sevgili Kamile, ben de içten yorumunuz için çok teşekkür ediyorum, ne güzel bir eğitimciden bunları duymak.. En kısa zamanda görüşmek üzere, isteyelim OLsun..

sevgilerimle...

  © Blogger template 'Isolation' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP