Haftasonu menekşelerimin saksılarını değiştirdim.. Biraz toprak ekleyip, kuru çiçeklerini temizledim, gözüme pek güzel göründüler.. Pek mutlu oldum, sade, yalın bir mutluluk.. Mutluluğun yalın hali böyle bişey olmalı diye düşündüm..
Çeşitli vesilelerle sıkça bahsettiğim konulardan birisidir mutluluk.. Çoğumuz, mutluluğu hep bişeylere bağlayan bir çevrede yetişmişizdir. Hep bişeyler olursa mutlu olacağımızı düşünmüşüzdür. Mutlu olmak için arabanızı değiştirmeyi, ev almayı, sevgili bulmayı, evlenmeyi, işe girmeyi, borçlarınızı ödemeyi, çocuklarınızın mezuniyetini, emekli olmayı mı bekliyorsunuz? Mutlu olmak için bişeyleri beklemek zorunda değilsiniz, çünkü mutluluk sizin doğal hakkınız.. Şimdi, tam olduğunuz yerde ve olduğunuz şekilde mutlu olmak için bişeylerin olmasına, randevu almanıza, rezervasyon yaptırmanıza gerek yok. :) Koşulsuz şartsız mutlu olmayı seçerseniz, dış etkenlere bağlı olmadığınızı, mutluluğun anahtarının sizde olduğunu göreceksiniz. Yeter ki niyetiniz bu yönde olsun ve olmalı da, neden mi:
Mutlu olmayı seçtiğinizde, mutlu hissedersiniz, :)
An’da olursunuz, geçmişe üzülmez, gelecek için endişelenmezsiniz,
Amaçlarınızı ve hedefinizi açık ve net bir şekilde belirlersiniz,
İsteklerinizi gerçekleştirmek için değişiklik yapmak size zor gelmez,
İçinde bulunduğunuz koşullar ve ruh halinizden hoşnut olursunuz,
Başarıyı ve daha çok mutluluğu kendinize çekersiniz..
Peki koşulsuz şartsız mutluluk için ne yapmalı? İşte bikaç ipucu:
Neye odaklanırsak onu yaşayacağımızı, onu çoğaltacağımızı biliyoruz artık. Mutluluğa odaklanın, düşünce, duygu ve davranış olarak.. Mutlu olduğunuzda nasıl düşünür, nasıl hareket edersiniz, nasıl tararsınız aynada saçınızı, ne giyersiniz, adımlarınız nasıl olur, gülüşünüz, bakışınız? İşte tam böyle olmaya odaklanın, böyle olun, -mış gibi olmak sahte bişey değil, bilakis gerçeğini yaratmak için süper bir adım..
Sahip olduğunuz şeyler için şükredin.. Şükretmek, “daha çok” için bir anahtardır. Paranız, sağlığınız, arkadaşlarınız, aileniz, eviniz, kitaplarınız, huzurunuz için şükrederken size basit ya da küçük görünen şeylere başka insanların sahip olmadığının da farkında olun.
Güvenlik alanıyla ilgili yazıyı hatırlarsınız: Bize tanıdık gelen, bildiğimiz şeyleri sever ve onları korumaya ve o koşullarda kalmaya çalışırız. Bu durum elbette duygularımız ve davranışlarımız için de geçerli. O yüzden mutlu olmayı “alışkanlık” haline getirin. Bu sizin doğalınız olduğunda, duygularınızda bir değişiklik olması halinde sinir sisteminiz devreye girecek ve diyecek ki; “hey, bi sorun var, şu an mutlu değilsin, silkelen ve kendine gel!..”
Evrene verdiğimiz mesajlar çok önemli: Bir zamanlar şık şıkırdım, tertemiz kıyafetlerime nerdeyse hergün ya bişeyler döküyordum, ya da biri gelip “kazayla” bişey damlatıyordu, masanın en ucunda dökülen kahve bile gelip benim gömleğime sıçrıyordu. Allahtan leke çıkarma konusunda uzman olan annem lekeleri çıkarıyordu ama bi yandan da “kızım ne sakarsın” deyip duruyordu.. Her nasılsa sahip olduğum “ben sakarım” kodu üstüne bir de annemin telkinleri gelince evren de “evet Çiğdemcim, sen sakarsın, bak bunu sana ispatlayayım” deyip hergün önüme bunu gerçekleyen olaylar çıkarıyordu. İnançlarımız, ister inanın ister inanmayın çok güçlüdür; “mutlu olduğunuza” inanın, evren de bunu gerçekleştirsin :)
Olayları, insanları, sorunları, bize acı veren ya da rahatsız hissettiren durumları oldukları gibi kabul etmek de mutluluğun ipuçlarından.. Kabul etmek o insanı sevmek ya da o olaydan hoşlanmak değil, durumun gerçekliğinin farkında olmak anlamına geliyor. Bi defa şuna inanmak lazım: Herşey olduğu gibi mükemmel.. Tabii bu demek değil ki, değiştirilemez, geliştirilemez ya da daha düzgün hale getirilemez. Kendimiz de dahil olmak üzere herşeyi tam olduğu gibi kabul etmekle, olana isyan etmeyip değişimi yaratmak için kendimizi iyi bir noktaya koymuş oluyoruz. Önce olanı olduğu gibi kabul ediyoruz, sonra da değiştirmek istediğimiz şekle getirmek için eyleme geçiyoruz, bu da bizi mutlu ediyor. Oysa olanı kabul etmeyip bi de üstüne “niye böyle oluyor, neden böyle davranıyor, niçin şöyle dedi” gibi itiraz ve isyan haline geçtiğimizde hem olandaki negatifliği artırmış, hem de kendi enerjimizi azaltmış oluyoruz. Böyle düşünmek bile mutlu etmez mi insanı? :)
Bişeyler isterken bunu aslında niye istediğinizi düşünün, elde ettiğinizde ne hissedeceksiniz? Sonuçta varacağınız duygu sizi mutlu edecek mi, yoksa daha çok mu bunaltacak, bunu anladığınız anda, mutlusunuz işte!.. Diyelim ki kendi işinizi kurmanın sizi mutlu edeceğini düşünüyorsunuz. “Kendi işimi kurarsam, istediklerimi yapma özgürlüğüm olacak, kendimi gerçekleştireceğim ve bu da bana huzur verecek” diyorsanız ne ala, bunu gerçek kılın ve mutlu olun. “Kendi işimi kurarsam, istediklerimi yapma özgürlüğüm olacak, bunun başarısız olma riski de var tabii, tek başıma olduğum için zarar tamamen benim olacak, ya çok para kaybedersem, offf çok sıkıcı, huzur filan kalmaz..” diyorsanız isteklerinizi tekrar bi gözden geçirin derim..
Evren bize isteklerimizi vermeye hazır bekliyor da, biz istemeyi biliyor muyuz, bi de ona bakalım. Paradan, ilişkilerden, tatile gitmekten tutun da huzura, neşeye kadar herşey eğer biz “istemeyi bilirsek, bunlara gönüllü olursak” bize gelecektir. Mutluluğun peşinden koşup koşup da mutlu olmaya aslında gönüllü değilseniz, niye mutlu olamıyorum diye düşünmeyin. Ablası üniversiteyi kazanamadığı için, o kadar çalışmasına rağmen 2 yıldır kendi de kazanamayan bir öğrenciyle çalışıyorduk. Eğer kazanırsa ablasının mutsuz olacağını düşündüğü için, kendi başarısını istemiyor olduğunu farkedince dehşete kapılmıştı!.. Mutlu olmaya gönüllü olun, çünkü bu sizin hakkınız..
Onaylamalar değişim – dönüşüm hareketimizin temel taşlarındandır. Kabul edin ki, ne düşünür ne söylersek o’yuz.. O yüzden lütfen ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun!.. Şu cümlelere bi bakın:
Mutlu olmak istiyorum: Evren de size diyecek ki, isteyebilirsin, bence bi sakıncası yok, istemeye devam et.. :)
Sigarayı bırakmayı deneyeceğim: Deneyebilirsin, nasıl olsa gene bırakamazsın.
Huzur seçiyorum: Seç ve huzurlu OL..
Mutluyum: Mutlusun, harika.. :)
Sözlerinize dikkat edin, çünkü onlar sizin gerçeğinizi yaratıyor.
Yaşadığımız herşey, yaşandığı haliyle iyi ve güzel.. Ya başarısızlıklar, üzüntüler, acılar demeyin, hepsinden bişey öğrendiniz, dersinizi alın ve geçin. Yaşadıklarınız size gelecek seferler için yapmanız / yapmamanız gerekenleri gösterdi. Siz de tedbirinizi alın, metodunuzu değiştirin; şimdide olun, geçmiş yüzünden gelecek için korku, endişe ya da kuşku duymayın.
Ve son olarak; siz zaten mutlusunuz. Sorun şuydu ki, ancak bişeyler olursa mutlu olacağınızı düşünüyordunuz. Mutluluk başka bir yerde, başka birşeyde, başka bir tecrübede ya da yolun karşı tarafında değil; içinizde, özünüzde.. “Hadi canım sen de, ne kadar mutsuzum biliyor musun, yıllardır çabalıyorum mutlu olmak için” diyebilirsiniz. Çabalamayı, uğraşmayı, aramayı bırakın, kendinizi olduğunuz gibi kabul edin. İşte bunu yaptığınız anda, mutlusunuz..
Sevgimle kucaklarım.. :)
Çeşitli vesilelerle sıkça bahsettiğim konulardan birisidir mutluluk.. Çoğumuz, mutluluğu hep bişeylere bağlayan bir çevrede yetişmişizdir. Hep bişeyler olursa mutlu olacağımızı düşünmüşüzdür. Mutlu olmak için arabanızı değiştirmeyi, ev almayı, sevgili bulmayı, evlenmeyi, işe girmeyi, borçlarınızı ödemeyi, çocuklarınızın mezuniyetini, emekli olmayı mı bekliyorsunuz? Mutlu olmak için bişeyleri beklemek zorunda değilsiniz, çünkü mutluluk sizin doğal hakkınız.. Şimdi, tam olduğunuz yerde ve olduğunuz şekilde mutlu olmak için bişeylerin olmasına, randevu almanıza, rezervasyon yaptırmanıza gerek yok. :) Koşulsuz şartsız mutlu olmayı seçerseniz, dış etkenlere bağlı olmadığınızı, mutluluğun anahtarının sizde olduğunu göreceksiniz. Yeter ki niyetiniz bu yönde olsun ve olmalı da, neden mi:
Mutlu olmayı seçtiğinizde, mutlu hissedersiniz, :)
An’da olursunuz, geçmişe üzülmez, gelecek için endişelenmezsiniz,
Amaçlarınızı ve hedefinizi açık ve net bir şekilde belirlersiniz,
İsteklerinizi gerçekleştirmek için değişiklik yapmak size zor gelmez,
İçinde bulunduğunuz koşullar ve ruh halinizden hoşnut olursunuz,
Başarıyı ve daha çok mutluluğu kendinize çekersiniz..
Peki koşulsuz şartsız mutluluk için ne yapmalı? İşte bikaç ipucu:
Neye odaklanırsak onu yaşayacağımızı, onu çoğaltacağımızı biliyoruz artık. Mutluluğa odaklanın, düşünce, duygu ve davranış olarak.. Mutlu olduğunuzda nasıl düşünür, nasıl hareket edersiniz, nasıl tararsınız aynada saçınızı, ne giyersiniz, adımlarınız nasıl olur, gülüşünüz, bakışınız? İşte tam böyle olmaya odaklanın, böyle olun, -mış gibi olmak sahte bişey değil, bilakis gerçeğini yaratmak için süper bir adım..
Sahip olduğunuz şeyler için şükredin.. Şükretmek, “daha çok” için bir anahtardır. Paranız, sağlığınız, arkadaşlarınız, aileniz, eviniz, kitaplarınız, huzurunuz için şükrederken size basit ya da küçük görünen şeylere başka insanların sahip olmadığının da farkında olun.
Güvenlik alanıyla ilgili yazıyı hatırlarsınız: Bize tanıdık gelen, bildiğimiz şeyleri sever ve onları korumaya ve o koşullarda kalmaya çalışırız. Bu durum elbette duygularımız ve davranışlarımız için de geçerli. O yüzden mutlu olmayı “alışkanlık” haline getirin. Bu sizin doğalınız olduğunda, duygularınızda bir değişiklik olması halinde sinir sisteminiz devreye girecek ve diyecek ki; “hey, bi sorun var, şu an mutlu değilsin, silkelen ve kendine gel!..”
Evrene verdiğimiz mesajlar çok önemli: Bir zamanlar şık şıkırdım, tertemiz kıyafetlerime nerdeyse hergün ya bişeyler döküyordum, ya da biri gelip “kazayla” bişey damlatıyordu, masanın en ucunda dökülen kahve bile gelip benim gömleğime sıçrıyordu. Allahtan leke çıkarma konusunda uzman olan annem lekeleri çıkarıyordu ama bi yandan da “kızım ne sakarsın” deyip duruyordu.. Her nasılsa sahip olduğum “ben sakarım” kodu üstüne bir de annemin telkinleri gelince evren de “evet Çiğdemcim, sen sakarsın, bak bunu sana ispatlayayım” deyip hergün önüme bunu gerçekleyen olaylar çıkarıyordu. İnançlarımız, ister inanın ister inanmayın çok güçlüdür; “mutlu olduğunuza” inanın, evren de bunu gerçekleştirsin :)
Olayları, insanları, sorunları, bize acı veren ya da rahatsız hissettiren durumları oldukları gibi kabul etmek de mutluluğun ipuçlarından.. Kabul etmek o insanı sevmek ya da o olaydan hoşlanmak değil, durumun gerçekliğinin farkında olmak anlamına geliyor. Bi defa şuna inanmak lazım: Herşey olduğu gibi mükemmel.. Tabii bu demek değil ki, değiştirilemez, geliştirilemez ya da daha düzgün hale getirilemez. Kendimiz de dahil olmak üzere herşeyi tam olduğu gibi kabul etmekle, olana isyan etmeyip değişimi yaratmak için kendimizi iyi bir noktaya koymuş oluyoruz. Önce olanı olduğu gibi kabul ediyoruz, sonra da değiştirmek istediğimiz şekle getirmek için eyleme geçiyoruz, bu da bizi mutlu ediyor. Oysa olanı kabul etmeyip bi de üstüne “niye böyle oluyor, neden böyle davranıyor, niçin şöyle dedi” gibi itiraz ve isyan haline geçtiğimizde hem olandaki negatifliği artırmış, hem de kendi enerjimizi azaltmış oluyoruz. Böyle düşünmek bile mutlu etmez mi insanı? :)
Bişeyler isterken bunu aslında niye istediğinizi düşünün, elde ettiğinizde ne hissedeceksiniz? Sonuçta varacağınız duygu sizi mutlu edecek mi, yoksa daha çok mu bunaltacak, bunu anladığınız anda, mutlusunuz işte!.. Diyelim ki kendi işinizi kurmanın sizi mutlu edeceğini düşünüyorsunuz. “Kendi işimi kurarsam, istediklerimi yapma özgürlüğüm olacak, kendimi gerçekleştireceğim ve bu da bana huzur verecek” diyorsanız ne ala, bunu gerçek kılın ve mutlu olun. “Kendi işimi kurarsam, istediklerimi yapma özgürlüğüm olacak, bunun başarısız olma riski de var tabii, tek başıma olduğum için zarar tamamen benim olacak, ya çok para kaybedersem, offf çok sıkıcı, huzur filan kalmaz..” diyorsanız isteklerinizi tekrar bi gözden geçirin derim..
Evren bize isteklerimizi vermeye hazır bekliyor da, biz istemeyi biliyor muyuz, bi de ona bakalım. Paradan, ilişkilerden, tatile gitmekten tutun da huzura, neşeye kadar herşey eğer biz “istemeyi bilirsek, bunlara gönüllü olursak” bize gelecektir. Mutluluğun peşinden koşup koşup da mutlu olmaya aslında gönüllü değilseniz, niye mutlu olamıyorum diye düşünmeyin. Ablası üniversiteyi kazanamadığı için, o kadar çalışmasına rağmen 2 yıldır kendi de kazanamayan bir öğrenciyle çalışıyorduk. Eğer kazanırsa ablasının mutsuz olacağını düşündüğü için, kendi başarısını istemiyor olduğunu farkedince dehşete kapılmıştı!.. Mutlu olmaya gönüllü olun, çünkü bu sizin hakkınız..
Onaylamalar değişim – dönüşüm hareketimizin temel taşlarındandır. Kabul edin ki, ne düşünür ne söylersek o’yuz.. O yüzden lütfen ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun!.. Şu cümlelere bi bakın:
Mutlu olmak istiyorum: Evren de size diyecek ki, isteyebilirsin, bence bi sakıncası yok, istemeye devam et.. :)
Sigarayı bırakmayı deneyeceğim: Deneyebilirsin, nasıl olsa gene bırakamazsın.
Huzur seçiyorum: Seç ve huzurlu OL..
Mutluyum: Mutlusun, harika.. :)
Sözlerinize dikkat edin, çünkü onlar sizin gerçeğinizi yaratıyor.
Yaşadığımız herşey, yaşandığı haliyle iyi ve güzel.. Ya başarısızlıklar, üzüntüler, acılar demeyin, hepsinden bişey öğrendiniz, dersinizi alın ve geçin. Yaşadıklarınız size gelecek seferler için yapmanız / yapmamanız gerekenleri gösterdi. Siz de tedbirinizi alın, metodunuzu değiştirin; şimdide olun, geçmiş yüzünden gelecek için korku, endişe ya da kuşku duymayın.
Ve son olarak; siz zaten mutlusunuz. Sorun şuydu ki, ancak bişeyler olursa mutlu olacağınızı düşünüyordunuz. Mutluluk başka bir yerde, başka birşeyde, başka bir tecrübede ya da yolun karşı tarafında değil; içinizde, özünüzde.. “Hadi canım sen de, ne kadar mutsuzum biliyor musun, yıllardır çabalıyorum mutlu olmak için” diyebilirsiniz. Çabalamayı, uğraşmayı, aramayı bırakın, kendinizi olduğunuz gibi kabul edin. İşte bunu yaptığınız anda, mutlusunuz..
Sevgimle kucaklarım.. :)
3 yorum:
Çiğdemcim, mutluluk, şükretme, kabullenme, onaylamalar ve değişim ile ilgili ne güzel bir yazı olmuş, çok sevdim. Sanırım hayatın sırrı küçük şeyler ile mutlu olabilmekte gizli. Elinden gelmeyenleri kabul etmek, elindekilere şükretmek ve bunu en derininde hissedip gülümsemek... Bahar tek başına insanın enerjisini yükseltiyor.
Hep mutlu ol arkadaşım.
Sevgiler,
ayşen kutbay
pazartesi günlerini anlamlı kılan yazılarınızı çok seviyorum.Maillerimde ilk önce sizinkini okuyorum ki,haftaya umutlu başlıyım.
Sevgilerimle...
Y.Ertuğrul
Cigdemcim, mutluyum ve daha da mutlu olucam. Basardiklarimla ve basaricaklarimla daha cok mutlu olucam ve daha cok mutlu edicem. Fark ettirdiklerin icin SAGOL canim:))
Sevgiyle kal
Yorum Gönder