Kızılcık sopası ile atılan dayak hikayeleri duymuştum küçükken... Kızılcık dalları çok dayanıklıymış, kırılmazmış öyle kolay kolay.. Hedefinize giderken dayanıklı olun siz de, sağlam olsun duruşunuz.. Sürüncemede bırakmayın düşüncelerinizi; siz düşüncelerinizi yönetin, düşünceleriniz sizi değil...
Evimizde, işyerimizde, sosyal hayatımızda oldukça yoğun, tempolu günler yaşıyoruz. Belli tarihlerde yapılması gereken işlerimiz, teslim edilmesi gereken projelerimiz, katılmamız gereken toplantılarımız var. Bunca yoğunluğun arasında bişeyleri “başarmak” için sağlam planlar yaptığınız halde, bazen bazı nedenlerden dolayı planlarınızın yürümediği oluyor değil mi? Kendinizi “başarısız” hissediyor, hatta içten içe kendinize kızıyorsunuz..
Önce “başarı” ne demek ona bakalım.. Ben başarıyı bişeyi yapmaya karar verdiysek onu yapmak, yapmamaya karar verdiysek de onu yapmamak olarak tanımlıyorum. Buna göre başarının 2 adımı var, birincisi “karar vermek”, ikincisi de yapmak yani “eylem”. Ve aslında başarının %90’lık bölümü eyleme geçmekten oluşuyor; buna karşılık insanların çoğunluğu karar veriyor ancak eyleme geçmiyor. Peki nedir insanları hedeflerine ulaşmak için eyleme geçmekten alıkoyan şey? Bunları bulduğumuz anda bizi başarıya götürecek yolları da bulmuş oluyoruz aslında..
1. Nimet – Külfet..
Üniversitedeyken İktisat dersinde ilk öğrendiğimiz şey “her nimetin bir külfeti olduğu” idi. Aslında bunu duyduğumda hemen aklıma annemin “emeksiz yemek olmaz” lafı gelmişti.. Alın size hayatımın kodlamalarından biri işte.. :) Şimdi aklınıza “hani ne istersek elde edebilirdik, herşey çok kolaydı?” sorusu gelebilir. Evet aslında bişeyleri zorlaştıran biz kendimiziz, işin zor kısmı da “eyleme geçmek”.. Bakın bu nasıl oluyor:
Aslında hayatımızda bize hedef koyduran, bizi motive eden 2 kuvvet var: Acıdan, zorluklardan ya da genel anlamda kötüden kaçınmak ve keyifli, mutlu neşeli olmak yani güzel olan.. Attığımız her adımın sebebi bunlardan biri ve genellikle de acıdan kaçınma daha kuvvetli bir motivatör..
Diyelim ki bir meditasyon CD’si yapmak istiyorum. Bir kağıda kocaman bir T çizerim, bir yanı külfet / acı, diğer yanı nimet / keyif..
--- Külfet yanında şunlar var:
*Kayıt yapmak çok zaman alıyor, o kadar zamanım yok,
*Kayıt yapmak ayrıca çok stresli,
*Kayıt yapsam ne olacak ki, boşa zaman kaybı..
++ Nimet yanı ise şöyle:
*Kaydı yaptığımda danışanlarım, arkadaşlarım bununla meditasyon yapabilirler,
*Hatta para bile kazanabilirim.
Şimdi ben külfetten kaçınmak için eyleme geçmediğim sürece bu işi ertelemiş ve sürüncemede bırakmış oluyorum. Eyleme geçmek için de bakın ne yapıyorum, yeni T şöyle:
--- Külfet yanı:
*Eğer bu kaydı yapmazsam kendimi başarısız hissedeceğim,
*Eğer bu kaydı yapmazsam kimseye bir faydam dokunmayacak,
*Eğer bu kaydı yapmazsam hiçbir şekilde para kazanma şansım olmayacak,
*Eğer bu kaydı yapmazsam birilerinin hayatına dokunmak amacımdan da uzaklaşmış olacağım.
++ Nimet yanı:
*Kaydı yapıp insanlara cd’yi verdiğimde birilerinin hayatına bir katkım olacak, beğenilerini bildirecekler, bu da benim ödülüm olacak,
*İnsanlarla uzun süreli bir ilişki başlatmaya vesile olacak,
*Para bile kazanabileceğim.
Külfet tarafını, “eğer eyleme geçmezsem” ne olacağı ve nasıl hissedeceğim şekline çevirdiğim zaman, kaydı yapmamamın acısı yapmanın acısından daha fazla oldu. Görsel ve duygusal anlamda olayı daha net bi şekilde tanımladım.
Hadi bugün bir adım atın, siz de nimet – külfet tablonuzu bu şekilde düzenleyin, bakalım neler olacak?
Bu arada meditasyon CD’sine ne mi oldu, metin kısmı bitmek üzere :)
2. Kafamızda Düşünce Yığınları..
İnsanları eyleme geçmekten alıkoyan 2. neden bunu kafalarında “çok büyütme”leridir. İşten çıkıp spor yapmaya gitmek gibi basit bir hedef bile “acı verici” bir hale dönüşebilir:
Arabanın anahtarlarını alacağım,
Akşam trafiğinde o kadar yol gideceğim,
İş kıyafetlerimi çıkarıp spor kıyafetlerimi giyeceğim, eteğim buruşacak, ütülenmesi gerekecek,
Yorgun argın spor yapıp bi de terleyeceğim,
Terli terli eve kadar araba kullanacağım,
Eve varınca duş yapmam lazım, e o vakitten sonra da başka bişey yapmaya halim ve zamanım kalmayacak!... Boşver gitsin ya, oturur televizyon seyrederim...
Tanıdık geldi mi?
Bilinçli zihnimiz bir anda bişey yapar, o yüzden bilinçli zihnimizin üstesinden geleceğinden çok şey olduğu zaman bunalır ve herşeyi bırakırız. Aslında hiçbirşey bizim büyüttüğümüz kadar büyük değildir. Hedefi basitleştirin:
Spor salonuna git,
Spor yap,
Kendini süper hisset!..
Kendinizi bloke olmuş, bişey yapamaz ve sürekli erteler halde bulduğunuzda hedefi basit adımlara bölün ve bunlara odaklanın, daha sakin ve dingin hissedeceksiniz.
3. Havalar Nasıl Olursa Olsun..
Önce “başarı” ne demek ona bakalım.. Ben başarıyı bişeyi yapmaya karar verdiysek onu yapmak, yapmamaya karar verdiysek de onu yapmamak olarak tanımlıyorum. Buna göre başarının 2 adımı var, birincisi “karar vermek”, ikincisi de yapmak yani “eylem”. Ve aslında başarının %90’lık bölümü eyleme geçmekten oluşuyor; buna karşılık insanların çoğunluğu karar veriyor ancak eyleme geçmiyor. Peki nedir insanları hedeflerine ulaşmak için eyleme geçmekten alıkoyan şey? Bunları bulduğumuz anda bizi başarıya götürecek yolları da bulmuş oluyoruz aslında..
1. Nimet – Külfet..
Üniversitedeyken İktisat dersinde ilk öğrendiğimiz şey “her nimetin bir külfeti olduğu” idi. Aslında bunu duyduğumda hemen aklıma annemin “emeksiz yemek olmaz” lafı gelmişti.. Alın size hayatımın kodlamalarından biri işte.. :) Şimdi aklınıza “hani ne istersek elde edebilirdik, herşey çok kolaydı?” sorusu gelebilir. Evet aslında bişeyleri zorlaştıran biz kendimiziz, işin zor kısmı da “eyleme geçmek”.. Bakın bu nasıl oluyor:
Aslında hayatımızda bize hedef koyduran, bizi motive eden 2 kuvvet var: Acıdan, zorluklardan ya da genel anlamda kötüden kaçınmak ve keyifli, mutlu neşeli olmak yani güzel olan.. Attığımız her adımın sebebi bunlardan biri ve genellikle de acıdan kaçınma daha kuvvetli bir motivatör..
Diyelim ki bir meditasyon CD’si yapmak istiyorum. Bir kağıda kocaman bir T çizerim, bir yanı külfet / acı, diğer yanı nimet / keyif..
--- Külfet yanında şunlar var:
*Kayıt yapmak çok zaman alıyor, o kadar zamanım yok,
*Kayıt yapmak ayrıca çok stresli,
*Kayıt yapsam ne olacak ki, boşa zaman kaybı..
++ Nimet yanı ise şöyle:
*Kaydı yaptığımda danışanlarım, arkadaşlarım bununla meditasyon yapabilirler,
*Hatta para bile kazanabilirim.
Şimdi ben külfetten kaçınmak için eyleme geçmediğim sürece bu işi ertelemiş ve sürüncemede bırakmış oluyorum. Eyleme geçmek için de bakın ne yapıyorum, yeni T şöyle:
--- Külfet yanı:
*Eğer bu kaydı yapmazsam kendimi başarısız hissedeceğim,
*Eğer bu kaydı yapmazsam kimseye bir faydam dokunmayacak,
*Eğer bu kaydı yapmazsam hiçbir şekilde para kazanma şansım olmayacak,
*Eğer bu kaydı yapmazsam birilerinin hayatına dokunmak amacımdan da uzaklaşmış olacağım.
++ Nimet yanı:
*Kaydı yapıp insanlara cd’yi verdiğimde birilerinin hayatına bir katkım olacak, beğenilerini bildirecekler, bu da benim ödülüm olacak,
*İnsanlarla uzun süreli bir ilişki başlatmaya vesile olacak,
*Para bile kazanabileceğim.
Külfet tarafını, “eğer eyleme geçmezsem” ne olacağı ve nasıl hissedeceğim şekline çevirdiğim zaman, kaydı yapmamamın acısı yapmanın acısından daha fazla oldu. Görsel ve duygusal anlamda olayı daha net bi şekilde tanımladım.
Hadi bugün bir adım atın, siz de nimet – külfet tablonuzu bu şekilde düzenleyin, bakalım neler olacak?
Bu arada meditasyon CD’sine ne mi oldu, metin kısmı bitmek üzere :)
2. Kafamızda Düşünce Yığınları..
İnsanları eyleme geçmekten alıkoyan 2. neden bunu kafalarında “çok büyütme”leridir. İşten çıkıp spor yapmaya gitmek gibi basit bir hedef bile “acı verici” bir hale dönüşebilir:
Arabanın anahtarlarını alacağım,
Akşam trafiğinde o kadar yol gideceğim,
İş kıyafetlerimi çıkarıp spor kıyafetlerimi giyeceğim, eteğim buruşacak, ütülenmesi gerekecek,
Yorgun argın spor yapıp bi de terleyeceğim,
Terli terli eve kadar araba kullanacağım,
Eve varınca duş yapmam lazım, e o vakitten sonra da başka bişey yapmaya halim ve zamanım kalmayacak!... Boşver gitsin ya, oturur televizyon seyrederim...
Tanıdık geldi mi?
Bilinçli zihnimiz bir anda bişey yapar, o yüzden bilinçli zihnimizin üstesinden geleceğinden çok şey olduğu zaman bunalır ve herşeyi bırakırız. Aslında hiçbirşey bizim büyüttüğümüz kadar büyük değildir. Hedefi basitleştirin:
Spor salonuna git,
Spor yap,
Kendini süper hisset!..
Kendinizi bloke olmuş, bişey yapamaz ve sürekli erteler halde bulduğunuzda hedefi basit adımlara bölün ve bunlara odaklanın, daha sakin ve dingin hissedeceksiniz.
3. Havalar Nasıl Olursa Olsun..
“Bugün havamda değilim, yarın yaparım / şimdi yapabilecek gibi hissetmiyorum” sözlerini duydunuz ya da söylediniz mi? Sabah kötü uyanmışızdır ya da bugün kötü bigündür ve günü hiçbir adım atmadan bitiririz. Kesin olan şu ki, havanızda olmayı beklerseniz daha çok beklersiniz.. Korku, acı, rahatsızlık ya da başka her ne hissedersek hissedelim, aslolan eyleme geçmektir. Havamızda olmayı beklemek yerine bizi başarıya götürecek havayı yaratmamız gerekiyor. Nasıl mı? Duygularımız ilk olarak odaklandığımız şeye bağlı. Mesela hedefimiz 3 ayda 10 kilo vermekse ve 1 hafta geçtikten sonra 250 gram vermişsek yeteri kadar hızlı olmadığımızı düşünüp cesaretimizi yitirebiliriz. Oysa şu anki durumun bizi durdurmasına izin vermeyip varmak istediğimiz yere odaklanmamız gerekiyor.
Duygusal durumumuzu etkileyen 2. şey ise bedenimizin ihtiyacı olan enerji.. Diyelim ki ders çalışmamız lazım ve masada öyle oturup duruyoruz. Bedenimiz bişey yapmak istemiyor! İşte duygusal düşüşün başladığı an, ”bi türlü başlayamadım, yetiştiremeyeceğim, sınavım kötü geçecek” demeye başlıyoruz. Tam da bu anda bir çay molası vermek yerine bedenimize enerji verecek şeyler yapmak bizi havaya sokar. Kısa bir yürüyüş, ellerimizi esnetmek, hatta hedefi düşünerek gülümsemek bile etkili enerji kaynaklarıdır.
Başarı yolunda bugün bu adımlardan birini atın lütfen ve sonuçlarını bana yazın..
Duygusal durumumuzu etkileyen 2. şey ise bedenimizin ihtiyacı olan enerji.. Diyelim ki ders çalışmamız lazım ve masada öyle oturup duruyoruz. Bedenimiz bişey yapmak istemiyor! İşte duygusal düşüşün başladığı an, ”bi türlü başlayamadım, yetiştiremeyeceğim, sınavım kötü geçecek” demeye başlıyoruz. Tam da bu anda bir çay molası vermek yerine bedenimize enerji verecek şeyler yapmak bizi havaya sokar. Kısa bir yürüyüş, ellerimizi esnetmek, hatta hedefi düşünerek gülümsemek bile etkili enerji kaynaklarıdır.
Başarı yolunda bugün bu adımlardan birini atın lütfen ve sonuçlarını bana yazın..
"Eyleme geçene kadar, bütün hayaller ve hedefler puslu görünür.." Tommy Lasorda
Sevgimle kucaklarım... :)
8 yorum:
Güzel arakadaşım cd ni merakla bekliyorum.
Yazdıklarını bir çırpıda okudum ama
bu yetmez tekrar tekrar okumak lazım arada gelip eksik anlamadığım atarflara tekrar bakacağım.
Bu arada senden bir ricam var.Varmak istediğimiz hedefle ilgili bilinaltını telkinle kandıracak sözlerin yer aldığı bir yazını paylaşabilirmisin mesela
benim isteğim anne olmak, buna göre olabilir.
Yani kastettiğim günün belli saatlerinde tekrarlanacak sözcükler bilinçaltımı kandırmalıyım ve gerçek olmuş gibi bu durumu yaşamalıyım
Görüşmek üzere canım
Sevgiler.
teşekkürler koçum özellikle 3. yü deneyeceğim.
Çiğdemcim süpersin her zamanki gibi .
Başarı yolunda benim için çok önemli bir adımımı paylaşmak istiyorum daha çok yeni olsada inanıyorum başarıyorum :)
Efendim bahanelerim doluydu geçen haftalara kadar kilo alırsam ,ya zaten gerginim bu ara hiç kaldıramam ,tamam ya bırakıcam bende ... gibi gibi bahane cümleleri kurar iken ,dedim ki noluyor hadi adımını at bakalım , daha önce duyduğum biorezonans yöntemini uygulayan doktoru aradım randevu aldım ,cmt günü doktorumla tanışınca doğru yerde doğru zamanda olduğumu bir kez daha anladım :))
Doktorum reiki eğitimlerine katılıyor ,Quantum tekniklerini uyguluyor terapilerinde benim hiç yabancı olmadığım olumlamalar kullanıyor..
:)) ve ben 21mart 14:15 de sigarayla vedalaştım ..
Ona bugüne kadar iyi ve kötü günümde ,ne zaman istersem yanımda olduğu için teşekkür ederek kendi yoluna gönderdim :))
öpüyorummmm kocaman çiğdemcim
Benin silkelenip kendime gelmem gerek.. sana yazacagim..
Değişik ve güzel bir yazıydı . denemem lazım :)
Sevgili Orguknit, onaylama cümleleri gerçekten çok faydalı, bu konuda bir yazı var planımda zaten, senin isteğini de ilave ederim..
Sevgili kuşum, denemek yerine yaparsan ve sonra neticeleri de paylaşırsan hepimiz çok seviniriz :)
Deryacım, ben sana ne diyeyim, ee işte her zamanki gibi, sen hazır olup istediğinde evren de senin için çalışmaya başlıyor.. Sağlıkla al nefeslerini, hayatın büyük dolaşımında.. :)
Mehtapcım bekliyorum mesajını, hazır bahar da gelmişken şöyle tazelenelim hep beraber..
Sevgili Dolunay, senden de denemek yerine yapmanı rica ediyorum.. Çünkü Denemek dediğimiz zaman baştan sonucun olumsuz / başarısız olmasına büyük olasılık yüklemiş oluyoruz. Denedim, olmadı diyoruz vazgeçiyoruz.
sevgiler benden :)
T cetvelleri burada ha?muhasebeden kurtulayamacağız gibime geliyor:)
ellerine ve yüreğine sağlık hoş olmuş
Murat
ee naaparsın sevgili Murat, serde muhasebecilik var :))
Yorum Gönder